Olmadı dostlar.. (22 Ekim 2010 Cuma)
bir – iki yıl daha Yaylaların, Elovid’in tadını çıkartırız diye düşünürken, aldığım bir haber bu akşamın tadını kaçırdı..
Uzun yıllar sonrası, on yıl önce karşılaşmamızda ‘artık uzatmaları oynayrum’ diyen dağların Kartalı, uzatma süresi de bitmiş olmalı ki, sıkı sıkı sarıldığı Atatürk ve Bayrak sevdasını bizlere emanet edip bu kez kanatlarını Cevik dağı zirvesinin çookk yukarılarına doğru çırptı.
Halide Hanım artık günlerini Maksut Dayı’sız geçirecek.
Elovid, başında Kartal olmadığı için daha bir başıboş olacak.
Ve doğrusu benim için Haçevanak yolunu bulma çabasının hiçbir tadı kalmamış olacak.
Üstümüze düşeni yerine getirelim. Rahmetliye borcumuzu eda edelim. El Fatiha..
Haluk Arı
Bu üzücü haber üzerine
Dağ Kartalı Maksut Dayı’nın gök kubbede bıraktığı sedanın küçük bir bölümünü hatırlayalım.
Haçevanak Efsanesi:
Mollaoğulları’nın, Orta Asya bozkırlarından gelen ataları Karadeniz’ in vahşi ve o nispette şefkatli Fırtına deresinin kenarında yerleştiler. Mollaveys mahallesini kurdular. Bu dik yerlerde hayatlar yeşerttiler ve okullarını açıp ışık yaydılar.
Mollaveys mahallesi,
Bir gün o ışığın bir huzmesi olan Mollaoğlu Halûk isimli bir adem oğlu ile tanıştım. Bu tanışıklığın beni 2005 yılında Elovid Yaylasına Haçevanak Efsanesinin doğduğu yere götüreceğini henüz bilmiyordum.
Haçevanak bilinir fakat kendisini isterse gösterir bir yayla.
Bir varrr bir yokkk.
Haçevanak’ı bir fani görebilir mi?
Bir görenine hiç rastlamadım.
*** *****
Elovid Yaylasında Bir Kartal
Kapıları açan anahtar gibi,
Bazen gönül kapılarını açmak için Maksut Dayı gibi dimdik adamlara ihtiyaç olabilir.
80 yıldan fazla bir hayatta o yayla, bu yayla dolaşarak insanların ihtiyaçlarını gidermeye çalışmış,
Ömrü boyunca dağlardaki bilgiyi, hasreti, umutları katırları ile taşımış,
Uzun yolları kat edemeyecek hale geldiğinde de geçtiği o yolları görebileceği bir konumda otel inşaa etmiş.
yol arkadaşı Halide Hanım ile birlikte

Dağların Kartalı, Kartalların yuvası Otelinde gelip geçenlere biriktirdiklerini sunmuş,
Onlara umut olmuş, moral ve rehber olmuş,
Sıcak çorba olmuş, yatak olmuş, dost sesi olmuş bir adem, bir adam.
Parmağı hep ileriyi ve hep yukarıyı gösterirdi. Haçevanak yolunu….
Yüzündeki izler yıllar yılı derinleşirken
alın terinin kutsallığını,
doğa’ya riya yapmamayı,
yaylada tüm canlıların; insan ve hayvanların yaşayabilmek için her şeyi paylaşmak zorunda olduklarını, tabii olarak öğrenmişti.
Otelden içeri giren yolcuya kendi manifestosunu davudi ve yüksek sesiyle okurdu.
“Burada Partiler yoktur. Sadece Mustafa Kemal vardır”
Biliyordu ki ancak bu sayede huzur ve ahenk sürecek.
Oturursunuz Elovid’in yamacına,
Canınız hiç konuşmak istemez, sadece dingin bakarsınız.
Konuşmazsınız ama Dağların bilgeliği ile dolarsınız.
Gözleriniz yetmez, gönül gözü huzur doldurur sizi.
Burada “boş konuşuk yok. Sadece huzur var, hissetmek var.”
Ağzınızdan dökülür….“Ha bu tuman gene neye geldi?”
“Ha bu tuman gene neye gitti?”
Yaşam bu iki cümle arasında hayalinizde yarattığınız ve gerçekleştirdiğiniz düşünceler ve eylemler kadar insan olduğunuzu size hatırlatır.
Zaten matematik 0 ve 1 den ibaret değil midir.
Ya varsınız (1) ya yoksunuz (0) ya da….
Ya yaparsınız…. Ya yapmazsınız….
Dünya son güzel düşünce üretilene değin var olacak.
Dağların Kartalı Maksut Dayı’da o okulun talebesi, hocası, bekçisi, muhafızı idi…..
2005 yılında Haluk Arı ve Ersal Akçay Haçevanak yolunu ararken…

Birçok güzellikleri paylaştığım Niğerze’li Ahmet’le o yıllardaki Elovid yaşanmışlıklarını paylaşmıştım.
Ne bileyim ki yüreğinde iz bırakmış.
2010 yılının Ekim’inde
“Haçevanak’a gidelim” dedi.
ve
Niğerze’li Ahmet’le Güzel Anadolu’nun Güneybatı ucundan yola çıktık.
Hedefimiz Maksut Dayı Elovid yaylası ve Tabii ki Haçevanak yaylası idi.
Maçahel denilen bir kuyu’yu da görecektik.
Telefonla arıyorum Maksut Dayı’yı, Davudi sesiyle,
-“Buyurun” diyor.
– Ben Mollaoğlu Halûk’un arkadaşı Ersal. Bir iki güne kadar oraya geliyoruz.
– Gelun, Çorbamız vardır.
-Hava nasıl?
-Yukarlarda kar yağmış.8-10 gün buralardayız.
– Sağol Maksut Dayı. Çok Naziksin.
-Ben Nazik değulum. Mollaoğlu Halük’tur nazik.
2 gün sonra Çamlı Hemşin’e geldik. Hava tahmini yapalım dedik. Gidenler bilir. Orada en yüksek tepeye bakarsınız. Üzerinde bulut yoksa yağmur yağacak demektir. Tedbir almalısınız. Yok eğer o tepede bulut varsa, zaten yağmur yağıyordur gene tedbir alacaksınız.
Yaylaya gidiyoruz ya, Elovid yaylasına, taze ekmek alalım dedik. İki de simit yedik o arada.
Markete girdim. İki şişe su istedim. Marketçi ‘Her taraf su ne yapacaksın suyu?’ dedi.
Ben hakikaten öyle mi diye kapıya gittim. Baktım hakikaten. Fırtına deresi çağıldıyor. Yukardan rahmet bardaktan boşanırcasına yağıyor. Adam doğru söylemiş. Her ihtimale karşı gene de aldım suları.
Parke döşeli yolda yavaş yavaş yol alırken sislerin arasından Zil kaleye geldik. Kervan yolunu bekleyen cengaverler kalede idi. El sallaştık. Güvenle gitmek başka oluyor.
Karşıya bakınca derenin karşı yamacını, yukarı bakınca dağın başını, aşağıya bakınca dereyi görüyorsun. Gökyüzünü görebilmek için tam yukarı bakman gerekiyor.
Sular, köprüler, diklikler derken Kartal oteli görmek bir kere daha nasip olmuştu. Otelin camından içeri baktığımda, Maksut Dayı ve Halide hanım baş başa vermiş oturuyorlardı. Haçevanak yoluna bakıyorlardı. Zihinlerinden hangi hatıraları geçiyordu acaba?
Niğerze’li Ahmet mutluydu. Ben de öyle. Hem Maksut Dayı’ı gördük, hemde Haçevanak’ın dibine gelmiştik.
(Son muhabbetimiz miş)
İnsanlık kadar eski hancı yolcu muhabbeti başladı.
-Hoş geldiniz. Oturun önce. Çay içer misiniz?
-Evet. Yemek de yiyeceğiz.
Halide Hanım gitti. Tereyağında alabalık. Tereyağında pilav ve Lahana çorbası getirdi. Hepsini kısa zamanda yedik. Soba yanıyor. Çayla beraber konuş da konuş.
Zaman geldi
-Palovid ve Haçevanağa gideceğiz… dedik.
-Palovide çıkabilirsiniz Haçevanağı bilemem dedi.…..
İç çekerek:
-Şimdi Palovid’e gidiyorsunuz ha! İyi iyi ! yolu taşa doymuştur. Hava sizi etkilemez. … Haçevanak yolu taşa doymamıştır, güvenilmez.
Biz gece onikiye kadar sizi burada bekleriz. Onikiden sonra aşağıdaki evdeyiz.
Kapıyı çalarsınız… Kapıyı çalarsınız… Kapıyı çalarsınız….
-……..
Bir gün Haçevanak’a gidecekseniz, UNUTMAYIN o çamur yolu ancak yüreği taş gibi doğru ve mertlikle dolu dostlarla geçebilirsiniz.
Biz biliyoruz ki yalancılar, düzenbazlar, münafıklar Haçevanak’ı asla bulamazlar.
Dönüş yolu karanlıktı. Çok karanlıktı. Zifir karanlık. Gece yarısını geçmiş idi.
Zil Kaleyi az geçtik. Yolun dışına çıktık ve farları kapattık. Zifir karanlıkta, bir derenin sesi ve yuvarlanan irili ufaklı çakıl taşlarının sesini duyuyorduk. Bir de Baykuş arkadaşımız vardı.
Çok yukarıda bir yıldız gördük, hava kapalı idi “Nasıl yıldızları görebilirdik.” Dikkatli bakınca göz kırpmadığını gördük. Bu çok yukarılarda bir evin ışığı idi.
Suyun tüm kötülükleri gece taşıdığına ve dünyayı her gece temizlediğine şahit olduk.
Dünya kadar zifir karanlığın, bir zerre kadar umut ışığını kapatamadığını gördük. İdrak ettik.
Maksut Dayı neler düşündürttüğünü gördüğümde. Kim neyin sebebidir? Acaba! Diye düşündüm.
Mevlâna’nın “Sebep Neticesinden daha yücedir?” Sözünü hatırlayarak.
“İnşallah bizde iyiliklerin sebebi oluruz” dileklerimizle,
Zifir karanlık bir dünyadan, yüreği aydınlık bir insan olarak ayrılırken bu sözü burada bitirelim.
Elovid’in Kartalı hep orada olacak,
O dağların suları ebediyete kadar akacak,
Tüm kötülüklerden bizleri arındıracak,
O dağların rüzgârları durmayacak,
Kötü ruhları Elovid’de barındırmayacak.
O dağlarda Güneş hep parlayacak,
Yüksek ruhları besleyecek,
O dağlarda Sis hep olacak,
İyileri kötülerden saklayacak.
Elovid’in Kartalı hep orada olacak.
Kartalların Ülkesine Yolculuk
Maksut Dayı’ya bir kucak dağ çiçeği ile Allah rahmet eylesin.







































