Ön Söz: 40 yıl önce TED Dağcıları Aladağlar’ ı yedi günde Niğde Çukurbağ Köyünden, Pozantı tarafına yürüdüler. Dağ geçişi ile ilgili Fotoğraflar Ersal Akçay tarafından Retina 1B makine ile analog çekildi. Aşağıdaki yazı ise 11.10.2017 tarihinde Ülker Takımyıldızının göründüğü gün Ersal Akçay tarafından kaleme alındı.
Ana gayemiz TED Dağcılık faaliyetinin fotoğraflarını paylaşmak ancak aynı zamanda İnsanlığın kadim bilgilerinden Ülker Takımyıldızı’ nın hikâyesi de bu gezinin önemli bir parçası oldu. Ayrıca yazı için İnternet’ den alınan fotoğraflarından yararlanıldı. Can Akansel’ in “Ülker’ in Sırrı” yazısından ve TÜBİTAK’ın “Gökyüzünü Tanıyalım” kitabından da yararlanıldı.
UMURUNDA MI DÜNYANIN;
İNSANIN KENDİ YARATTIĞI KAVGAYI İZLEMEK,
Doğa her canlıya eşit uzaklıkta ve adil davranıyor.
Yağmuru her canlı kullanabiliyor. Güneş ışığını da
Kendi bildiği programı her kişiye, her olaya hiçbir canlı ayırmadan uyguluyor.
Size bu yazımda bir dağ faaliyeti içinde zihnimdeki tüm sınırları kaldıran, insanlık tarihinin başlangıcı ile bağlantı kurduğum ve evrensel, üniversal sıcak düşüncelerin sizleri de sarmasını arzu ettiğim ÜLKER Takım Yıldızı nın, insanlığın hayatını nasıl etkilediği ile ilgili yaşanmışlığımı paylaşacağım.
Yaklaşık 40 yılı önce, Niğde Aladağlar, Çukurbağ köyünden dağcı dostu rahmetli Avcı Mehmet’ in katırları ile Sokullupınar yaylasına Emli Vadisinin başına kadar geldik.
Vakit geçirmeden Sırt çantalarımızı yüklendik, Akşam Pınarının yanından yükselerek Parmak Kaya’ nın biraz yukarısında kamp yaptık. Arkada Parmak Kaya’nın ucu görülüyor.
Sabah Avcı Veli veya Avcı Beli’ ne doğru 3500 m ye doğru çarşak çıkışına başlayıp Kâh yağmur ile Kâh kuru ayaz ile Avcı Beli’ ne çıktık.
Arkada Kızılkaya Zirvesi görülüyor…
Avcı Beli’ nde bir gece yattık. Çadır kurduk ama bivakladık (direksiz çadır) desek daha doğru.
Ertesi gün önce suyumuz kalmadığından kar görünceye kadar Kaldı zirvesine doğru çıkıp buzdan eritip “su yaptık” ve geri döndük.
Ak Kapız’ ın batısındaki vadiden Pozantı yaylalarına indik.
Hayvancılıkla uğraşan Yörüklere misafir olup kaburga yedik. Sonra dağların kekik kokulu yelini hissetmek üzere dışarı çıktık. Fotoğrafın arkasındaki zirve, eski Türk inanışlarına göre göğü ve yeri birbirine bağlayan, Gök Tanrı’ ya giden yol olan Demir Kazık dağını görüyorsunuz. (yukarıda)
Alaca karanlık sarıyor, İnsanın insan olduğunu anladığı anlar yaklaşıyor. Koyunlar ahırlarına, İnsanlar çadırlarına giriyor. Sükut ediyor canlılar ve doğa…. İşte bu anlarda zihnin başlıyor kurcalamaya gördüğü göremediği her şeyi. Zirveye çıkarken zirveden başka bir şey düşünemiyorsun da, inişe geçmişsen eğer, kendini bulmaya çalışan sorular arka arkaya geliyor.
Bakıyorsun boşluğa….
Yaylalara gece çökmek üzere, güney istikametinde Adana’ ya doğru tepeler rengârenk. Uzaklardan sarı turuncu ile başlayan alçak tepeler, kahverengi, mavi, mor olmak için sırasını bekliyor. Bir gün daha bitiyor ve nihayet gizemli gecenin örtüsü her yanımızı sarıyor. İnsanoğluna binlerce yıl yurt ve yuva olmuş Taurus-Boğa-Toros Dağlarında yıldızları seyrediyoruz.
Tüm evrenle barış içindeyim o an…
Yaylalarda geceler siyah kadife örtü, yıldızlar göz kamaştırıcı sedef düğmeler gibi gelir bana, bütün gece döner dururlar Kutup Yıldızının etrafında. Ay gümüşi yaşlı bir bilge, oturmuş gökyüzüne, dünyadaki yaşanmışlıkları Fenikelileri, Likya’ lıları, Karya’ lıları, Selçuklu’ ları kendisine bakanlara anlatır, insanlığın yaşadığı her anı, kulakları sağır eden konuşmaların sessizliğinde…
Gözüm yıldızlarda, kulaklarım yeryüzünde.
Şimdi neyi kimi dinliyoruz. Dinleyeceğiz?
Meraklanıyorum.
Tüm evrenle barış içindeyim şu an.
Karanlığın içinde toprakta yürüme sesi duyuyorum.
Issızlığın içinden yanıma Obanın Abisi geliyor.
Gece örtüsünde bir kayanın üzerinde sohbet ediyoruz. Merakla soruyorum;
-Oba da Kimsenin saati yok. Neden? diye.
Öyle boş bir soru? İşte..
Verdiği cevabın, zihnimin arkasında kuluçkaya yatacağını ve bir merak konusunu olacağını o an anlayamamıştım.
Obanın abisi anlatıyor.
-Çobanlar saati ne yapsın ki..
Şafakla başlayan gündüzü, güneş ile,
Karanlık olduğunu ay ile,
Günün herhangi bir saatini gölgelerden.
Soğuğun yaklaşmasını, sıcağın başlamasını Ülker Takım yıldızından
Gideceğimiz yönü Kutup Yıldızının ve diğer yıldızların gösterdiğini anlattı.
Ülker Takım Yıldızını, Kuyruk ve, “Terazi” Orient Takım Yıldızının kemeri olan, yan yana üç yıldızını,
Anlatmaya devam ederek.
“Ülker doğuda seher vakti ilk defa görüldüğünde, mevsim değişikliğinin başladığını kışa girileceğini, soğuğun başlayacağını işaret eder. Biz yaylalardan aşağı inmeye başlarız”
dedi ve gökyüzündeki Ülker Takımyıldızını,
Teraziyi gösterdi.
Birçok güzel hikâye ile sözlerine devam etti.
Günlerdir yollardaydık, yorgunduk, geç saatte çadırlara çekildik. Gökyüzünün dilinin olduğunu öğrenmenin heyecan verici etkisi ile hayallere daldık.
Tüm evrenle barış içindeyim şu an.
İşte o zaman düşündüm;
UMURUNDA MI DÜNYANIN;
UMURUNDA MI EVRENİN;
İNSANLARIN ARALARINDA YARATTIKLARI KAVGALARI İZLEMEK,
Ağustos ayında gökyüzünün en üst noktasında olan Ülker Yıldız Takımı mağara devrinden bu zamana kadar, Dünya nın yaylalarında ovalarında tarım ve hayvancılığa YAŞAMA, YAŞAMIMIZA yön verdiğini düşünemezdim.
Bu sohbet beynimin bir köşesinde çoktan kuluçkaya yatmış.
Acı tatlı yıllar, ilginç 40 Türkiye yılı geçti
Ta ki Ülker Takımyıldızına ait Can Akansel tarafından yazılan yazıyı okuyuncaya kadar.
Ülker Takım Yıldızı hakkında kısa bir bilgi vereyim.
s46
Ülker Takım Yıldızı bilinen insanlık tarihi boyunca hemen hemen tüm toplumların kültürlerinde, insanlığın ortak birikimlerinde ve folklorlarında önemli bir yeri vardır. Ülker Takım Yıldızının gökyüzündeki diğer cisimlerle Güneş, Ay, gezegenler ve yıldızlarla bir arada hareketleri özellikle kadim Dünya da 24. ve 40. Kuzey enlemleri arasında kalan bölgede yaşayan milyonlarca insanın ve HAYATIN DEVAMINI sağlayan açık şifre bir kozmik mesajdır.
Ülker Takımyıldızı gökyüzünde 6 veya görebilirsen 7 yıldız bir aradadır.
Türkçe Ülker, Arapça Süreyya, Farsça Pervin, Yunanca Pleiades,
Japonca Subaru olarak adlandırılır.
MÖ 17300 yıllarından kalma olduğu hesaplanan ilk “7 Kardeşe” ait bilgi Fransa’ da Lascaux Mağara’ sında rastlanan duvar resmidir.
Avcı toplayıcılar Ülker Takım Yıldızını gözlemlemiş mağara ağzından gördükleri gökyüzünü, duvara resmetmişlerdi, bu görüntü yaklaşık 11 Ekime gelen tarihteki görüntüdür. 11 Ekim Ülker’ in ilk defa doğuda seher vakti görüldüğü gündür.
Tarım sezonunun başlangıcını
Soğuğun başlangıcını
Yayla dönüşlerin başlamasını,
Koç katımı,
Nil Nehrinde taşımların olduğu üç ayın sonuncu gününü,
İfade eder.
11 Ekim den 161 gün sonra 21 Mart ilkbahar ekinoksu olur ki bizim NEVRUZ dediğimiz bu günde Ülker Takım Yıldızı güneyde ve gece yarısında gökyüzündeki en yüksek noktasındadır.
Hasat Mevsimi,
Denize açılma mevsimi,
Bahar bayramı gibi yeniden doğuşun (ilkbaharın) bereketini, hayatı ve CANLILIĞI anımsatır, ilişkilendirir, bilinmesini sağlar.
21 Mart dan 158 gün sonra da gün battıktan sonra da son kez görünür. 26 Ağustos’a gelen tarih ile Ülker gökyüzünde 319 gün kalmış olur.
26 Ağustostan 11 Ekime kadar 46 gün görülmez ve çok dengesiz havalarla karşılaşırız. Bu tarih aralığında10 a yakın bilinen fırtına vardır. (1)
Kadim dönemlerden Ülker Takımyıldızın izlerini sürersek.
Sümer, Asurlar da 7 nokta olarak işaretli sembolizma ilk görüldüğü seher vakti tarım sezonunun başlangıcını işaret ederdi.
Buradan da anlaşılacağı üzere ÜLKER, MEVSİM GEÇİŞLERİNİ birçok topluluğa, gökyüzünden işaret eden bir Takım Yıldızıdır. Antik Yunan, Antik Mısır, Hint, İslam Batı astronomisine rehberlik ettiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.
En önemli kanıt NEBRA DİSKİ (MÖ 1600) dir.
Saksonya-Anhalt bölgesinde Mittelberg Dağı tepesinde 1999 yılında bulundu ve Halle Etnoğrafya müzesine yerleştirildi.
Nebra Diski 32 cm çapında Bronz disk olup Üzerinde 80 derecelik 2 yay, Güneş, Ay, Ülker Takımyıldızı ve 33 ay yılı, 32 güneş yılı bulunmakta. Ülker Takım Yıldızı bilinen kayıtlara göre insanlığa, yaşama rehber olmuş.
MÖ 1600 tarihlerinde kullanıldığı sanılan 32 cm bronz disk “Nebra diski” üzerinde güneş, ay ve Ülker Takım Yıldızının olması insanların yaşamlarını gökyüzüne bakarak sürdürdükleri anlaşılıyordu.
Günümüzde de yaylalarımızda yaşayan insanlarımız aynı bilgileri kullanıyorlardı.
Aynı Toros yaylalarında olduğu gibi..
Aynı Munzur yaylalarında olduğu gibi.
Karadeniz yaylalarında,
Kilyos Gümüşdere arasında kum üzerinde antrenman yaparken rastladığım çobanda aynı kadim bilgileri kullanıyordu.
Döl almak için 4 Ekim’ de Koçu Koyuna katma zamanı belirten bilgiyi de halen kullanıyorlardı. (koç katımı fırtınası). 21 Mayıs’ da Ülker Fırtınası, 10 Haziran’ da Ülker doğumu fırtınaları gibi.
Berberiler, Gecenin kızları derler, gecenin kılavuzu derlerdi.
Ülker akşam düştüğünde çoban kırbasını ister..
(26 Ağustos Dağların en kurak olduğu zaman)
Ülker akşam göründüğünde çoban örtü ister…
(11 Ekim havalar soğumaya başladığı zamanlar)
diye Güzel de özdeyişleri vardı.
Eski Türklerde inanç,
Göğün Ülker Yıldızına bağlı olduğu ve onun etrafında döndüğüne inanılırdı.
Sıcak havanın Alaz han ve soğuğun Ayaz Han tarafından oradan üflendiğine inanılır dı.
Can Akansel’ in yazısında;
Adana yöresinde yaşayan Yörükler de rastlanan bir hikâye de
“terazi” burcuna yakın küçük bir yıldız “kuyruk” diye adlandırılır. “terazinin” onu Ülker (Süreyya’ dan) çaldığına inanılır. Ağustos başında görülür. Onsuz dünya kavrulurdu. Onun ortaya çıkışı serin mevsiminin başlangıcına işarettir.
Diyordu..
Ve ne enteresan değil mi;
Toroslarda 40 yıl önce işittiğim çobanın bilgeliği aslında binlerce yıllık, nesilden nesile gelen kadim bir söylemdi.
Bu nasıl bir evrensel bilgiydi,
İşte Ülker Takımyıldızı tüm insanlığın yaşamında böyle etkin rol almıştı.
Aslında yaşamak çok basit İnsanoğlu için,
Esas olan Subaru’ nun anlamı gibi bir araya gelmek, toplu olmak,
Yıldızlara bakarak bir yerden bir yere gitmek,
Gönye, Şakül ve tesfiye ile bina yapmak,
Temiz hava solumak ve su içmek,
Temiz zihin ile biteviye çalışmak.
Öğrendikçe anlaşılıyor ki dünya’ nın ahenk ve düzeni insanın yaşamının da özü.
UMURUNDA MI DÜNYANIN;
İNSANLIĞIN KENDİ YARATTIĞI KAVGAYI İZLEMEK,
Dağlarda öğrendikçe saygı ve sevgi artıyor.
Cismim küçüldükçe, zihnim evrensel düşünceye katılıyor yok oluyor.
İstanbul-21.11.2017- Gözlemtepe- Göztepe de derler..
*(1)
19 Ağustos’da Leyleklerin Dönüşü fırtınası
20 Ağustos Yaprak dökümü fırtınası
30 Ağustos Mihrican Fırtınası
6-7 Eylül Bıldırcın Geçişi Fırtınası
13 Eylül Çaylak Fırtınası
28 Eylül Kestane Karası fırtınası
30 eylül Turna geçişi fırtınası
4 Ekim Koç katımı fırtınası
9 Ekim yaprak dökümü fırtınası
14 Ekim Meryem Ana fırtınası
Bilinen fırtınalardır.






























